TOSYALI ONLINE

Daha Önce de Pek Çok Kriz Gördüm Türkiye Çalkalanırken Çelik Devi Taviz Vermiyor

Fuat Tosyalı New York Times’a konuştu;

DAHA ÖNCE DE PEK ÇOK KRİZ GÖRDÜM; TÜRKİYE ÇALKALANIRKEN, ÇELİK DEVİ TAVİZ VERMİYOR

ABD'nin etkili ekonomi gazetelerinden New York Times, önceki gün ki sayısında Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı ile geniş bir röportaja yer verdi. New York Times’ta Jack Eving’e konuşan Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, önemli açıklamalarda bulundu.

New York Times’taki söyleşide şu ifadelere kullanıldı:

Mercedes bir limuzinin önüne park edildiği İstanbul’un dışındaki teras katı ofisinde, çalışma masasının yakınındaki rafın en göze çarpan yerine, Fuat Tosyalı’ya çelik patronu ve Türkiye’nin en zengin insanlarından biri olmadan önceki hayatını ona hatırlatacak bir şey koyulmuş.

Genç bir adamın bir soba borusunu parlatırken çekilmiş siyah beyaz fotoğrafı.

Fotoğraftaki genç adam Fuat Tosyalı’dan başkası değil ve fotoğraf birçok açıdan Türk ekonomisinin kat ettiği yolun hikâyesini anlatıyor. Fuat Bey’in yoksulluktan zenginliğe uzanan yolu aynı zamanda Türkiye’nin parçalanmış bir imparatorluktan nasıl Akdeniz’de Çin’e rakip olabilecek kadar önemli büyüme oranlarına sahip bir güç merkezi haline geldiğine de ışık tutuyor. En azından, geçen yaz ekonomi dik dalışa geçene dek bu böyleydi.

EKONOMİK TÜRBÜLANS GEÇİCİ

Bej rengi derilerle kaplanmış görkemli koltuklar ve çift kişilik yatak büyüklüğünde parlak siyah renkteki kahve masasıyla dekore edilmiş ofisinde gerçekleştirdiğimiz görüşmede, Tosyalı Amerika Birleşik Devletleri’nin Türkiye’den ithal edilen çeliğe karşı uyguladığı ceza niteliğindeki vergilerin yarattığı gerilemeye rağmen, sektöre güvendiklerini belirtiyor.

Daha okula bile başlamadan babasının dükkânında çalışmaya başlayan 55 yaşındaki Tosyalı “İş hayatındaki 51. yılım. Daha önce de pek çok kriz gördüm’’ diyor.

Daha sonra telefonda yaptığımız görüşmede “Ekonomik türbülans geçici,” diyor ve ekliyor ‘’Şirket olarak gücümüzün farkındayız. Ülkemizin ekonomik gücünü de biliyoruz.’’

Liranın değer kaybetmesi karşısında diğer Türk iş adamlarıyla birlikte bu durumla başa çıkmaya zorlanması, tüketici talebinin sert bir şekilde düşmesi ve Başkan Trump’ın çelik ithalatında Avrupa ve Amerikanın diğer müttefiklerine uygulanan gümrük vergisinin iki katını Türkiye’ye dayatması gibi geçen yılın önemli olayları göz önüne alındığında, Fuat Tosyalı’nın cesareti kulağa tuhaf gelebilir.

Tüm bu sorunlar, dünyanın en büyük 17. ekonomisi olan Türkiye’yi bir sonraki küresel krizin patlak vereceği ülkeler listesinde üst sıralara taşıdı.

PARAYI SAKLAMAK İÇİN YURTDIŞINA ÇIKARMAK AFFEDİLEMEZ

Fuat Tosyalı düzeyindeki diğer iş adamları gittikçe daha kötümser düşünüyor. Giderek artan bir şekilde, Türk girişimciler ülkeyi terk ediyor ya da ülke ekonomisinin daha da kötüye gideceğini, varlıklarına ve özgürlüklerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın otoriter hükümeti tarafından el konulacağını düşünerek servetlerini ülke dışına taşıyorlar.

Fakat Fuat Tosyalı bunu yapmıyor. Detay vermeyi reddetse de, çelik üretimine yönelik büyük çaplı yeni bir yatırım yapmayı planladığını söylüyor. “Türkiye’de kazandığınız parayı saklamak için yurtdışına çıkarmak affedilemez” diyor.

Can sıkıcı finansal ve politik karmaşa dönemlerine rağmen, son zamanlara dek Türkiye ekonomik bir başarı öyküsü olarak görülmekteydi. Yüzyılın başlangıcında, yoksulluk oranı yarıya düştü. 1960’lara oranla ortalama yaşam süresi 25 yıldan daha fazla uzadı. 2008’teki finansal krizden bu yana, ekonomi üçte bir oranında büyüdü. 2017’de büyümenin %7’yi geçmesiyle, Dünya Bankası’nın raporunda Türkiye ‘’yüksek gelirli’’ ülkeler arasına girdi.

TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK ÇELİK BORU ÜRETİCİSİ

Tosyalı gibi yatırımcılar ekonomik büyümeden faydalandılar ve istihdamla yatırımın devam etmesini sağladılar. Tosyalı Holding olarak bilinen şirket Suriye sınırının yanında bir Akdeniz liman şehri olan İskenderun’da kuruldu. Lüks apartmanların süslediği tepelere bakan İstanbul’un dışındaki şirketinde, Fuat Tosyalı ailesine ait demir dükkânının şu anki ofisinin sadece bir köşesini kaplayacak kadar küçük olduğunu söylüyor. Fuat Bey babası Şerif Tosyalı’nın okuma yazma bilmediğini, fakat babasının rakamları iyi bildiğini ve sadece dokunarak bile çelik parçasının kalınlığını milimetrik şekilde hesaplayabildiğini ekliyor.

Babasının eğitim alması için ısrar ettiği Fuat Tosyalı, okulda olmadığı zamanlarda erkek kardeşleri Ayhan ve Fatih’le birlikte, atık teneke kutuları işleyerek imalata yardım etmiş.

Sonraları, aile gittikçe daha fazla Türk’ün satın alabildiği çamaşır kazanları ve su kovaları üreterek, modern ısıtma sistemine geçen evler için de emaye soba ve borular üretmeye başlamış.

1994’te Tosyalı ailesi İskenderun’da bir fabrika kurarak inşaatta kullanılan demir üretimine geçmiş. Bu yatırım onları, sürdürülebilir bir üretim patlamasına taşıyarak bugün Cezayir, Karadağ ve Türkiye’de 18 fabrikası bulunan bir çelik imparatorluğu haline getirdiği gibi aile şirketini de Türkiye’nin en büyük çelik boru üreticisi konumuna taşımış.

‘7 GÜN 24 SAAT DURMAKSIZIN ÇALIŞIYORUZ’

Fuat Tosyalı başarılarını çok çalışmaya borçlu olduklarını belirtiyor. Cumartesi sabahı kabul ettiği bir gazeteciye hafta sonunun kalanını fabrikaları ziyaret ederek geçireceğini söylüyor.

“7 gün 24 saat durmaksızın çalışıyoruz” diyor. “Sadece ben değil, tüm ailem.”

Son 20 yıldır ülkenin karşılaştığı en zor iki yılı geride bırakırken, Türkiye’nin yükseliş hikâyesinin yeni bölümünde ülkeyi nelerin beklediği belirsizliğini koruyor. Erdoğan’ın giderek baskıcı hale gelen hükümeti ekonomiyi yanlış yönetimin kurbanı haline mi getirecek? Yoksa Fuat Tosyalı gibi Türk yatırımcılar bir kez daha hayatta kalma içgüdülerini mi devreye sokacak?

Birçok ekonomist durumun iyileşmekten ziyade çok daha kötüye gitmesini bekliyor. Ankara’da bulunan bir think-tank kuruluşu olan Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın direktörü Güven Sak “Herkes ekonomik durgunluk bekliyor” diyor.

Öte yandan umut verici birkaç işaret de var. Ağustos’ta dolar karşısında değer kaybederek 7 TL olan Türk lirası bir şekilde toparlandı ve pazartesi günü dolar 5.30 liradan işlem gördü. Buna rağmen, 2018’de Türk lirası %28 oranında değer kaybetti.

Bir başka olumlu gelişmeyse, enflasyonun ulaştığı astronomik seviyeden geriye çekilmesi. Yüzde 25’i geçen enflasyon Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın gösterge faiz oranını yüzde 24’e çıkarması üzerine kasım ayında yüzde 22’nin altına düştü.

Türk lirasının değer kaybetmesi çelik üreticileri için o kadar da kötü değil. Çünkü ihracatla dolar üzerinden gelir elde ederken harcamalarının çoğunu değer kaybeden Türk lirasıyla yapıyorlar. Bu durum ithal edilen ham maddeler için ödedikleri yüksek fiyatlar nedeniyle elde ettikleri birçok avantaj kısmen ortadan kalkmış olsa da, üreticilere ihracat piyasasında potansiyel bir avantaj sağlıyor.

Ancak söz konusu gerileme Türkiye’nin finansal sistemi için tehlike oluşturuyor. Aynı zamanda Türk şirketlerin aldıkları kredileri ödeyememesini İtalyan UniCredit gibi önemli miktarda kredi veren bankaları istikrarsızlaştıracağından korkan analistler ve banka denetçileri için bu durum Avrupa’da da tedirginliğe yol açıyor.

Birçok durumda, Türk bankaları şirketlere dolar ya da euro cinsinden kredi verdiler. Bankalar ihracat geliri olmayan ve lira üzerinden gelir elde ettikleri için döviz borçlarını ödemekte sıkıntı yaşayan şirketlerden ötürü sorunlu kredilerde artış yaşadıklarını belirtiyor.

Finansal baskıya bir tepki olarak 2018’in ortalarından beri Türk ekonomisi kayda değer bir şekilde yavaşlamaya başladı. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı’na (OECD) göre, ekonomi 2019’da yüzde %0.4 oranında küçülecek.

Erdoğan ise işleri pek kolaylaştırmıyor. Düşmanlarına yardım ve yataklık ettikleri gerekçesiyle bazı şirket sahiplerinin sürgüne gitmesine neden oldu. Türkiye’nin en zengin insanlarından bir diğeri olan Akın İpek 2015’teki Londra ziyareti sırasında hükümet holdingine el koymadan önce madencilik ve medya alanında ülkenin en büyük şirketlerine sahipti. Birçok ekonomiste göre enflasyonu kontrol altında tutabilmek için atılabilecek tek adım faiz artırımı olmasına rağmen, Erdoğan faiz oranlarını yükselttiği için Türkiye Merkez Bankası’nı da eleştiri yağmuruna tuttu.

ÖNLEMLER ALINIYOR

Hükümet mobilya, büyük aletler, araba ve ev alan vatandaşları teşvik etmek için vergi oranını düşürmek gibi geçici önlemler aldı.

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’ndan Güven Sak’a göre ‘’Piyasalar için bazı önlemler alındı. Ancak bunlar geçici tedbirler, kalıcı çözüm değil.”

Trump’ın politikaları da Türk ekonomisi üzerinde baskı oluşturuyor. Türkiye’nin Amerikalı rahip Andrew Brunson’u serbest bırakmaması üzerine ağustos ayında Türkiye’den ithal edilen çeliğin gümrük vergisi yüzde 50 artırıldı. Ancak mahkemenin Ekim’de Brunson’u serbest bırakmasına rağmen gümrük vergisinde değişikliğe gidilmedi.

Ticaret Bakanı Wilbur Ross’un Ekim’de gazetecilere söylediği üzere “Rahiple ilgili düzenlemeler konusunda elle tutulur bir karşılıklılık söz konusu değil.” Bu açıklama Ağustos ayında Twitter’da gümrük vergilerini Türkiye’yle olan kötü ilişkilere bağlayan Trump’ın mesajıyla çelişiyor.

BU ZORLU SÜREÇ FIRSATLAR BARINDIRIYOR

Diğer pek çok Türk iş adamı gibi, Fuat Tosyalı da siyasi tartışmalardan kaçınıyor.

Tosyalı “Amerika Birleşik Devletleri’ne tamamen saygı duyuyoruz. Elbette orada bulunmak isteriz. Ancak mallarımızı almak istemiyorlarsa buna saygı duyarız” diyor.

Öte yandan Tosyalı Holding’in muhtemelen Amerika’daki müşterilerine ürün satamayacak olsa bile Amerikalı şirketlerden alım yaptıklarını belirtiyor. Şirket 2017’de Pensilvanya’daki Harsco Corporation ile birlikte Türkiye’deki fabrikalardan atık metallerin ve diğer atıkların geri dönüşümü için ortak girişim başlattı.

Fuat Tosyalı’ya göre, Türkiye’nin karşılaştığı bu zorlu süreç girişimcilerin dayanıklılıklarını sergilemeleri için fırsatlar barındırıyor. Tosyalı Holding’in büyümek için daha düşük üretim maliyetlerini bir avantaja dönüştüreceğini ve kendilerini kriz bittiğinde pazar payını arttıracak şekilde konumlandırdıklarını belirtiyor. 

Fuat Tosyalı, ”Diğer patronlar frene basıp işçi çıkartırken, biz tam tersini yapıyoruz” diyor.